MaratonTürk

İstanbul Maratonu…

Artun Talay

İSTANBUL MARATONU

Daha önce Avrasya, şimdi de N Kolay İstanbul maratonu olarak düzenlendi.

Şu anda sorulması gereken soru şu: Biz neden yıllardır İstanbul Maratonu’nda kadın ve erkeklerde kürsüye çıkamıyoruz?

Bizim Maratoncu damarımız vardı. İsmail Akçay, Hüseyin Aktaş, Hamza Canavar, Veli Ballı, Mehmet Terzi ve Ahmet Altın bu damardan gelmişlerdi. Bu damar kurudu mu?

Bu sorulara hamasetle cevap verilmez. Bilimsel ve mantıklı cevap alabilmek için Yahya Sevüktekin hocama sordum.

Yahya Sevüktekin “Ben hem Etiyopya hem de Kenya’dan sporcularımla antrenman kamplarında bulundum. Bunlar uzun süreli kamplar olduğundan detaylı gözlemlere ulaştım.

Etiyopya’da 3500m yükseklikte maraton kampı var. Mesafeciler de yararlanabiliyor. Devlet yoksul olmasına karşın, dağın tepesine 5 km lik asfalt parkurlar yapmış. Atletler buralarda koşuyor sonra kamp merkezlerine gidiyorlar.
Etiyopya’da kentlisi de köylüsü de herkes atletizmi anlıyor ve seviyor. Atletizmi şöhrete ve paraya giden yol olarak görüyorlar.

Ben ve sporcularım 2500 m yükseklikte kamp yaptık. Tavşan olarak tuttuğum atletler, hem iyi tavşanlık yaptılar hem de benden antrenman istediler. Çünkü milli takım dışında onlara bakacak antrenör yoktu.
Onlara antrenman verdim. Bacaklarında ne varsa gidiyorlardı, adeta birbirlerini parçalıyorlardı.

Beş bini 13,45 ve 13,55 koşan birçok atlet var. Bunları üçüncü sınıf olarak görüyorlar.

Etiyopya’nın bir de bastonla gezen baş antrenörleri var. Etiyopya haksızlığa uğradığında hemen bastonunu yere vuruyor, Dünya Atletizm Birliği yetkilileri onu dinliyorlar. Çünkü mesafede dünyanın en iyi atletlerinin yarısı Etiyopya’da.
Kenya’da otelde kalırsanız; Otelde doğal yaşam alanı ve maymunlar var. Aniden bir maymun sizi salonda otururken çantanızı muziplik olsun diye alıp üst tavana çıkabilir. Dikkat!

Nairobi’de 2500 m yükseklikte antrenman kampı var. Japon televizyon ekibi maraton antrenman çekimi için oraya gelmişti.

Kenyalı maratoncu grup 100 m jogg aralığı ile 10 tane 1000 m koştular. Her bin metre kronometre tuttum. 3,05 di.

10 tane bitince 200 metre jogg attılar ve sularını içtiler. Aynı grup 10 tane 1000 metre, 100 metre jogg aralığıyla koştular. Bu seferki 1000 metreleri daha sertti. 3,02 ve 3 netti.

Ertesi gün ise uzun koşular yaptılar.

Henri Rono çobanmış. Kenya’da 3500 yükseltide maraton kamp merkezi var. Bu kamptaki atletler her gün Rono’nun köyünden geçiyor, Rono da baktığı hayvanları ve onları izliyormuş.

Rono bir gün onların peşine takılmış ve kopmadan onlarla beraber koşuyu bitirmiş. Atletler şaşırmışlar. Onu milli takım antrenörüyle tanıştırmışlar. Rono düzenli antrenmanlardan sonra Dünya ve Olimpiyat Oyunları’nın yıldızı olmuş.
Yahya hoca Türkiye’nin bu düzeyde atletlere sahip olabilmesi için 14 yıla gereksinim olduğunu söyledi. 2 yıl tüm Türkiye tavlanacak. Seçilen en iyiler üç olimpiyat yılı doğru bir şekilde çalıştırılacak.”

Türkiye’nin hiçbir federasyon 14 yıl görev garantisine sahip olmadığı için, uzun vadeli böyle bir projeyle ilgilenmiyor. Garanti kısa vade projelerle ilgileniyor.

Ama Spor Genel Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor Bakanlığı böyle bir projeyle ilgilenir ve takipçisi olur.

1977 yılında Merdol Gerçin, Kurthan Fişek federasyonunda İstanbul temsilcisiydi. 1977 yılında turizm şirketi sahibi Erdem Bayramoğlu, Merdol Gerçin’i arayarak 1 Alman kulübünün teklifini iletti. Bu Alman kulübü dünyanın en ilginç yerlerinde yarış düzenlemekteydi. Nil nehri kenarında ve Himalaya dağlarının tepesinde yarışlar düzenlemekteydi. Bu kulüp beni arayarak İstanbul’da Avrupa’dan Asya’ya boğaz köprüsünü geçerek yarış düzenlemek istediklerini söylediler. Onlara yardımcı olduk ve yarışı bu güzergahta yaptılar. Bu arada federasyon başkanı Kurthan Fişek konuyu Bayındırlık Bakanlığına sordu. Bayındırlık Bakanlığı da bu rezonans nedeniyle bu konuyu köprüyü yapan Japon şirketine sordu.

Şirketten gelen cevap rezonansta olumsuz etki olmaması için maraton gruplarının yarışa ayrı ayrı başlatılması şeklindeydi. Aynen arabaların aralıklı geçtikleri gibi. 1978 yılında federasyon olarak bu yarışı programa aldık. 1979 yılında da IOC ve IAAF kalenderiye toplantısında bizzat ben başkanlarına örneklerle açıkladım. Çok beğendiler ve kalenderiye takvimine alınması için gayret sarf ettiler.

Mavi Haliç yarı maratonunu Osman Atakan Tekin büyük emeklerle dünyaya kabul ettirmiştir. Aşkın Tuna federasyonu da Avrasya maratonunu Mavi Haliç yarı maratonunu ciddi bir organizasyonla dünyaya desteklemiştir. İnsanlar araştırmadığı için bu tarihi gerçekleri bilmemektedir.

Abraham Lincoln “Kazananlar hiç hata yapmayanlar değil, asla pes etmeyenlerdir.”

Che Guevara da “Unutma, kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin” diyor.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı image-54.png
OAT Medya yayınları; MaratonTürk (Spor), ModdaTurkey (Moda), Voyage (Seyahat) dergilerini aşağıdaki linke tıklayarak takip edebilirsiniz.

OAT Media publications; You can review MaratonTürk (Sport), ModdaTurkey (Fashion) Voyage (Travel) magazines by clicking the link below.

http://maratonturk.com/OATmedya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KATEGORI